Tam da kendini açabilmişken terapide sürenin sonlanması

Özden Terbaş (2015) , çalışmasında analiz içerisindeki zaman algısını annesel zaman, babasal zaman ve bilinçdışının zamansızlığı süreci ile ele alır.

Seans başlangıcında o birleşme anının annesel zamana gönderme yaptığı açıktır. Bir kavuşma olarak anne kucağında olmaya benzer. Seansın sonlanması ise babasal zamana gönderme yapar. Kısıtlayıcı ve sonlandırıcı bir pozisyon. Seans içerisinde ise kişi çeşitli boyutlardaki terapötik ‘gerilemeleri’ ile bilinçdışının zamansızlığını deneyimler. Sanki hep o seans anında var olmuş ve hep orada varlığı sürecekmiş gibi. Zaman genişler ve duraklar.

Kişi seansın sonlanmasını annenin kucağından kendisini alan, ayrışmayı başlatan babaya duyulan öfke ile karşılar.

Annenin de çocuğun da isteksiz olduğu ayrışma durumunda babanın varlığı oldukça tehditkar gözükse de asıl tehdit çocuğun ayrışamaması ve yapışık bir birlik içinde tıkılı kalmasıdır.

Bu noktada terapist de karşı aktarımını eyleme vurarak (Masterson, 1985) danışanını zulmeden babayla karşılaşmaktan, kendini de zulmeden baba olmaktan korumaya çalışabilir. Bu noktada terapist kişinin olumsuzu çalışabilme kapasitesini görmemiş veya küçümsemiş olur. Oysa ki kişilerin değişme ve gelişme kapasitesi olduğuna inanmadan bir çalışma sürdürmek mümkün değildir.

Kendini açmanın terapinin sonlarına doğru olmasının çok farklı motivasyonları da olabilir, bu sürenin kendisine odaklanan bir bakış oldu.