
Kişiler sıklıkla birden bi tutulma gibi bir yakınlıkla ilişkiye başlarlar. Bu birdenliğin içinde yoğun bir idealizasyon vardır. Ötekinin henüz kendi bünyesinde olmayışı bir mistisizm yaratır. Ve idealizasyon tam anlamıyla ötekiyle aynı zihinlilik formatında eş zihinlerce paylaşılır.
Birden idealizasyon ve tutulma ile kişi diğerini kendi bünyesine dahil etmek için kuvvetlice bir itki hisseder. Çünkü iyi nesne her zaman iyi kendiliği doğurur. Nesnenin iyiliği bazen kendiliğin iyiliğinden ayrı olamadığında bu dahil etme daha zorlantılı biçimde, aksi düşünülemezce yapılır. Yani kişi telaş içinde, bünyesine katmaya çalışır.
Sonrasında olan ani soğuma ise, savunmanın sürekli olamadığı gizli narsisistik yapılanmada daha yoğundur.
İdealizasyonunun asli kaynağı tüm güçlü nesne olduğunda; nesnenin tüm güçlü olmama ihtimali sınanmaya başlayacaktır. Bu soğuma ile karşılaşmamak için elinden geleni yapmaktadır aslında. Evet elinden geleni çünkü yaşam ışığı tüm güçlü nesnenin gölgesindeki akislerden gelmektedir. Yine de kırılmalarda toparlayamaz, nesnesi kırıldıkça kendiliğin güneşlenebileceği başka yerler bulması gerekecektir