
Kişinin kendinin biricik özelliklerini gösterebilecek , taşıyabilecek bir nesne arayışı vardır. Diğerlerinin çok anlayamayacağı ama bir çok anlamı ifade eden eşsiz bütünlüğünü taşıyabilecek bir nesneyi arar.
Bunu kıyafet alışverişinde çok somut olarak görüyoruz. Yani bir kıyafet var, aslında hoş ama bir türlü istediği gibi üstünde durmuyor. Bi sorunu bi şeyi var mutlaka. Rengi mi kötü, kesiminde mi hata var, kalıbı bi değişik.
Günün sonunda nesne bir türlü , istediğim gibi olmuyor, beni olduğum gibi gösteremiyor, olur.
Kişinin her bir denemede nesneye karşı yaşadığı öfke bu açıdan ilginçtir. Yani ne oluyor da bu koca dünyada bir türlü bulamıyor onu. Buldum zannettiklerinin asıl yüzleri ile karşılaşmak çok ciddi bir öfke uyandırıyor. ‘ Güzel durur sanmıştım” ın hayal kırıklığı ile karşılaşıyor.
Bu durumda yatırımın kırılması öfke olarak dışarı çıkmazsa acıma olarak çıkabilir.
‘ Ah zavallı nesne niye böylesin…’