‘Aynaya bakmam, kendimi bilmem’

Bakılmanın ve bakmanın dolayımlı yumağına doğan insan yavrusu için, aynadaki yansımasının tümgüçlü birliği; kendisinin parçalı, yamalı ham, dürtüsel ve ilişkisel benliğini baştan çıkarır. Bütünlüğün, kesintisizliğin, sürekliliğin cazibesine kapılıp gerçekliği hiçe sayan, bir bakıma gerçekliğe açılabilmek için yapıştığı, ‘tek, bütün ve sürekli beden’ yanılsaması yaratır.

Bebek, annenin rahminden hiç çıkmamış gibi güvenli,

anne rahmine bir daha giremeyecek olmanın yalnızlığı ile,

anne rahmine bir daha kıstırılabilir olmanın dehşeti içinde

kalır.

‘Aynaya bakmam, kendimi bilmem

Hayat acıtınca dünyayı sevmem