Pazar günü, düşlemler, belli imgeler

Bazen bir iki imge insanı çok başka yerlere götürebiliyor. Bu pazar, gün doğarken zihnim buralara gitti.

Kapının önüne halıları atıp, beyaz sabunları lastikle ayağımıza bağlayıp halının üzerinde kayardık mesela.

Halı yıkadığımızı bilmezdik, kayardık, düşerdik, gözümüze sabun kaçardı,hortumun altina geçip yikardık sadece.

Gerçeklik ne olursa olsun, insanın düşlemleri içeride onu yeniden biçimlendiriyor.

Ve bir günümüzü yaşarken, hep bu düşlemlerimizin etkisinde savrularak yaşıyoruz.

Bir müziği, tam olarak bize ne hissettireceğini bilmeden ama sezerek açıyoruz, bir kıyafete elimiz yine öyle gidiyor, birini ya bir arasam mı diye telefona koşuyoruz.

Düşlemlerimizin içeriği neyse aslında ruhsalligimiz öyle şekilleniyor.

Ve insan olarak hep oraya yatırım yapıyoruz. Bu pazar da halıları serdik yine. Nasıl bir zamanda yaşadigimizi çok bilmeden ama sezerek.

Yorum bırakın