Neyi yer altına itiyoruz?

Bütünüyle yoğun, yorulmaz, ara vermez bir işlevselliğin sattığı ve teşvik edildiği, belki kişiyi buna mecbur bırakan ve insani duygusal bir etkileşime, ilişkiye yüzeysel, gereksiz, fazlalık, bozucu olarak yaklaşan bir dünyada yoğun ve derin hissederek bağ kurabilme kapasitesi olan fakat buradaki dalgalanmaların kişinin kalkıp iş yapabilmesini bozduğu dinamikler toplum tarafından daha da yer altına itiliyor.

Şey gibi; sus bakayım ağlamak yok, hissetmek yok, derinleşmek yok, yoğunlaşmak yok, kötü hissetmek hiç yok yalnızca mekanik bir çalışma ve ürün verme var. Belki bir de yüzeysel farkındalıklarla bilgilenme, hakim olma var.

Bir değer yargısı belirtmek için değil ama neyi yer altına ittiğimize ve neyi yücelttiğimize tekrar bakmak gerekebilir.

Yorum bırakın