İyiyi kaybedebiliriz, iyi hisleri taşımak

Çok hoşumuza giden bir kitabı bazen demlendirerek, aralara yürüyüşler, çay, kahve, sohbet, iş ekleyerek okuruz. İyi hislerle olan ilişki biçimlerimizi düşünürken aklıma geldi. İyi hisleri taşıyabilmek de ruhsallıkta bir kapasite gerektiriyor.

Bazen iyi bir şey hemen geçip gitmesin, gerisi gelmez endişesiyle bulduğumuz en ufak şeye sıkı sıkı tutunmanın yollarını ararız, kitaba ara verip zihnimizde daha uzun süre döndürürüz veya iyi bir hissi taşımayı çok bilmiyorsak onunla aramıza mesafe koya koya ilerleriz, bu kırıntılarla doymaya çalışmak gibi bir yandan, veya doyuma hiç ulaşmadan sadece arzuyu sürekli fazlalaştırarak heyecanı yükseltmeye çabalarız -böylelikle hiç doymamış da oluyoruz-. Çok çeşitli motivasyonlarımız olabilir. Thomas Ogden bir yerde aslında başlangıçta kötü hissetmekten ziyade iyi hissetmekten korkarız çünkü iyi çok temel bir gerçekliği hatırlatır, kayıp gerçeğini, diye belirtmişti. İyiyi kaybedebiliriz. Ve yalnızca ‘iyiyi’ kaybedebiliriz.

Yorum bırakın