
Kirpi, yıldızları saymak için her akşam buluştukları arkadaşı ayıcığı ziyaret etmek için yola çıkıyor. Bu yolculuk anlatısı, kağıt kesme tekniği ile ve basit çizgiler kullanarak kendine has bir stili olan, marangozluk eğitimi almış Norstein’dan. Kendisinin de ilk çalışmalarından olan bu film, özünde de bilinmeyeni merak etmeyi, yola çıkmayı, keşfetmeyi, endişeyle kalabilmeyi ve yolculuk esnasında küçük yardımlaşmaları kabul etmenin önemini anlatıyor.
Kirpinin yolculuğu her akşam birlikte yıldızları izlemek için buluştukları arkadaşı ayıcığa götürmek üzere bir çanta şekerle ormana girmesiyle başlar ve farketmeden bir baykuş (puhu kuşu gibi de) tarafından izlenir. Bir süre durur ve bir kuyuya seslenip yankısını dinleyerek kendini eğlendirir, baykuş da tekrar eder. Yoluna devam ederken sisin içinde duran beyaz bir at görür ve ata uzandığında sisin içinde ona uzanıp uzanamayacağını merak ederek sisin içine girer, hem atın hem sisin “nasıl olduğunu görmek” için. İçeri girdiğinde sis de hikayenin önemli bir karakteri haline gelir. Kirpiyi bazen şaşırtır, bazen ona yardım eder, hem de bazen kendini iyice göstererek korkutur. Bu sırada uzaktan ayıcık kirpiyi endişeyle çağırmaya devam eder. Bir noktada sesleri de birbirine karışır.

Kirpi bir ağaca dalıp uzun uzun izlerken şekerlerini kaybeder, ancak şekerleri bir köpek tarafından geri getirilir. Yanlışlıkla bir akıntıya düşer ve bir balık tarafından boğulmaktan kurtarılır, kirpi, uzun süredir nerede olduğunu merak eden arkadaşının “ben de seni bekliyordum” sözleriyle sonunda buluşur. Son olarak film, kirpinin yaşananlara derin bir şekilde kafa yormasıyla ve onu bu sise davet eden atı düşlemesiyle sona erer. On dakikalık bu animasyon, içsel yolculuk üzerine düşünmeyi sevenler için. Özellikle merak ve keşif arzusu ile belirsizlik ve tekinsizlik buluşması atmosferinde… Ve arka planda değil mi, belki de bizi bekleyen birinin sesine, düşüne tutunmanın kazandırdığı içsel cesareti…
#sistekikirpi #animasyonfilmleri

Yorum bırakın